Bu gün yine esnaftan açalım konumuzu.
Kendisini CHP’nin yanında konumlandıran, oğlunu da CHP’den meclis üyesi yapan Servisçiler Odası Başkanı Sayın Süleyman Şahin’in sosyal medya paylaşımını gördüm. Ak Parti İl Başkanı Sayın Ali Çetin’le bir araya gelmişler ve üyelerinin sorunlarını anlatmış.
Bence çok yerinde bir davranış. Siyaset ayrı bir şey, üyesinin çıkarlarını savunmak ayrı bir şey. Oda Başkanı olarak iktidar partisinin il başkanı ile bir araya gelmesinde zarar değil, yarar vardır.
Ancak yayınlanan bir karede selamlaşanların arasında AESOB Eski Genel Sekreteri Mehmet Işıldağ’ı gördüm sanki.
Şaşırdım mı?
Hayır!
Sadece kafamdaki soru işaretleri netleşti ve eksik parçalar birleşmiş oldu.
Düşük ayarlı altıncıların durumu ifşa olunca galiba “Bunlar bir şeyi beceremiyorlar” diyerek gölgelerin arasından çıkarak işin başına geçmiş.
Kolay gelsin Mehmet Işıldağ,
KİM YAPTI BUNU?
Geçenlerde Martı-Tag kurucusu Oğuz Alper Öktem’in hazırladığı bir videoyu attılar. İlk videoda Şoförler Odası Başkanı Mehmet Ali Alkan açtıkları davayla ilgili olarak “Mahkeme burada görülecek. Dosyaların birleştirilmesine karşıyız. Biz buna asla müsaade etmeyiz” diyor. Mahkemenin dava dosyalarının birleştirilmesine ve Antalya’da açılan davayı İstanbul’a gönderme kararının ardından ikinci videoda ise “Dosyaların birleştirilmesi ve bizim davamızın da İstanbul’a gönderilme kararı çok yerindedir. Bizim istediğimiz de zaten buydu” diyor.
Kim yaptıysa, güzel yakalamış!
Ha unutmadan, Mehmet Ali Başkan, duyuyorum bu günlerde yine elin ayağın rahat durmuyor. Her şeye müdahil olmak zorunda değilsin.
ALOOO TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ NERDENİSİNİZ?
Önceki gün imza sirküsü lazım olduğu için noter aramaya başladım.
Ulus Mahallesinde, Çallı’ya yakın 9.Noter’e gittim.
Hayatımda gördüğüm en kötü noter ofislerinden birisiydi.
Aslında bir apartmanın altında, az büyükçe bir dükkanı noterlik yapmışlar.
İçeri girdiğim anda ağır ve kesif bir koku vardı. Çalışanların bulunduğu bölmeler, sandalyeler filan eski-püskü. Çalışma alanı çok dar. Bir banko var ve o bankoda üç-dört noter katibi işlem yapıyor, yer darlığından hemen arkasında duvara dayalı bir sehpamsı şeyin üstünde de başka bir çalışan mühürleme yapıyor. Noter için bekleme yapmak isteyen insanlar için yer çok dar. “Allahım bu ne böyle?” demişim.
Çalışanlara içeride ağır bir koku olduğunu söylediğim zaman “Kediler yüzünden” dedi.
Bir baktım vatandaşların oturması gereken birkaç sandalyede iki kedi yatıyor.
Dedim ki, “Kardeşim siz alışmışsınız ama bu başıboş kedilerin kokuları çok ağır. Haberiniz olsun” dedim.
Noterler Birliğinin ofis için bir yönetmeliği yok mu acaba?
Emlakçı ofisleri bile daha nezih.
Antalya’nın Sayın 9. Noteri, işyerinizin hali, çalışanların o ağır kokuların arasında çalışmak zorunda kalmasını şaşkınlıkla izledim.
Şartlarınızı bilemem ama bir noterlik ofisine, noterlik saygınlığına hiç yakışmıyor.
Noterlik ofisinde kedi beslenmesi yapanları geçtim, yine aynı mahallede üç harfli bir mağazaya girdim. Yediği yaş mamalardan obez hale gelmiş bir kedi marketin içinde dolanıyor. Soğan sepetlerinin üzerinde görünce benim aklım çıktı.
Görevli hanımefendiye “Markette kedi besleyemezsiniz. Bakın kediler soğanların arasında geziyor” dedim.
Geçtiğimiz günlerde ise benim oturduğum sitenin içinde yar alan yine üç harfli bir marketin içinde kedi besliyorlar. Defalarca ikaz etmeme rağmen kediyi su şişelerinin üzerinde görünce görünce bu sefer aldım video ile çekim yaptım.
Elbette Alo 174 gıda hattını aradım ve şikayet oluşturdum.
O kediler pet şişelerin üzerine çişlerini yapıyorlar. Yiyeceklerin üzerinde geziyorlar. Salyalarını hidatik kistlerini bırakıyorlar.
Görevliye videoyu gönderebileceğimi söyledim.
Vatandaşın çektiği video delil sayılmıyormuş. İyi o zaman siz denetleyin.
“Biz geldiğimizde kedi yoksa bir işlem yapmayız” diyorlar.
Peki siz halkın gıda sağlığını nasıl koruyacaksınız acaba?
Çıkıp şöyle bir etrafa baksanız göreceksiniz zaten. Her marketin önünde mama kapları, bir çok restorant ve cafelerde 60-70 kiloluk köpekler içeride rahatça dolaşıyorlar.
Çalışanlar “Biz de bıktık” diyorlar.
Evlerindeki yemek artıklarını veya mamaları kaldırımlara dökenler, çiğ etleri köpeklere yedirenlerden ortalık geçilmiyor.
Diyeceksiniz ki belediyeler sorumlu.
E o zaman tespitinizi yapın, hangi belediye mücadele etmiyorsa lütfen o belediye ve belediye başkanıyla ilgili yasaları uygulamadıkları gerekçesiyle gereğini yapın.
NOT: Ekrem İmamoğlu’nun geldiği gün, Kepez’li gençlerin coşkusunu ve ilçe başkanı Gökhan Ölmez’i yazmıştım. Ama eksik yazmışım. O coşkunun ana mimarlarından CHP Kepez Gençlik kolları Başkanı Muhammet Tanrıverdi ve arkadaşlarını yazmamışım.
Gençler o övgünün asıl aktörleri sizlerdiniz.
Kendinizle ne kadar gurur duysanız azdır.
Bazen gözümüzün önündekini göremiyoruz. Kusuruma bakmayın
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.